Paylaşımlar

Makaleler, Kurumsal Eğitimler, Seminerler, Sertifika programları

BEN NE ZAMAN YÖNETİCİ OLACAĞIM?

Yazdırılabilir versiyon   Geri
2251 görüntülenme
BEN NE ZAMAN YÖNETİCİ OLACAĞIM?
"Oku da büyük adam ol diye yetiştirildik, büyük adamlık hep büyük unvanlarla eş anlamlı oldu. İşyerinde saygı görmenin, yılların emeğinin karşılığını almanın, kadir kıymetimizin bilinmesinin yolu hep bir üst pozisyona geçirilmek, unvanımızın değiştirilmesi oldu."
Watson Wythe'ın 2002 tarihinde 30 yaş altı çalışanların iş seçme kararlarını etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla yaptığı bir araştırmaya göre, araştırma kapsamındaki gençlerin iş seçiminde birincil öncelik; "şirketin sunduğu gelişim olanaklarının niteliği", ilerleme olanakları iki, ücret üçüncü sırada iş seçim kararlarını etkiliyor. Acaba bu araştırma ülkemizde yapılsa sonuçlar nasıl olurdu?
"Şirkette 5. yılımı doldurmak üzereyim. Yerimde sayıyorum. Hiç terfi almadım, iş tanımım genişledi, iş yüküm arttı ama pozisyonumda ve ücretimde bir değişiklik olmadı. Burayı, işimi seviyorum ama... Anneannem soruyor "kızım sen orda ne yapıyorsun, ne oldun şimdi? Şef misin, müdür müsün nesin?" "Yok anneanne ben uzmanım. " diyorum." "Haaa, iyi iyi!" diyor. Aslında "hala mı?" ya da "o ne" diye soracak, ama biliyorum beni üzmemek için sormuyor. Doğru, anneannemi boş verebilirim ama aynı yıl mezun olduğum arkadaşım başka şirkette müdür oldu. Buna ne diyeceksiniz?"
Oku da büyük adam ol diye yetiştirildik, büyük adamlık hep büyük unvanlarla eş anlamlı oldu. İşyerinde saygı görmenin, yılların emeğinin karşılığını almanın, kadir kıymetimizin bilinmesinin yolu hep bir pozisyona geçirilmek, unvanımızın değiştirilmesi oldu. Ağlamayana meme yoktu ve mazlumun yanında olmak kültürümüzde vardı. Sesi çok çıkana unvan, kaçacağını hissettiğimize unvan, zorda olana unvan. Şirketler unvan bolluğu ve karmaşası içinde boğuldu, biz yine de kimseleri memnun edemedik. Terfi alamayanlar kırıldı, mutsuz oldu. Savunma hazırdı. "Canım herkesi de yönetici yapamayız ya!" Herkesi değil ama yöneticilik yetkinliği olanı da olmayanı da yönetici yaptık. Hem çalışan zarar gördü, hem işletmemiz. İnsanlarımızı mutlu edelim derken israf ettik. Ne yapabilirdik ki. İnsanlarımızın emeğini takdir etmenin, daha fazla kazanmalarını sağlamanın tek yolu hiyerarşi basamaklarının atlatılması, unvanların değiştirilmesiydi.
"Neredeyse 2 yıl oldu buraya gireli. İşimden memnunum. Burası büyük bir şirket, olanakları da iyi. Çok şey öğreniyorum. İyi yani. " Aman ne hoş, işte mutlu bir çalışan. " Çok iyi burada kalıcı olacaksınız o zaman"... "Valla bakacağım, baktım gelecek var biraz daha kalırım, yoksa bakınmaya başlarım "
Gelecek ne demek, yeni unvan demek. Sanki eskiden bu geleceği, terfiyi beklemede daha sabırlıydık. Doğru! Ama artık çağımız hız çağı.
Yalın yönetim anlayışının gündemimize hızla girdiği 90'lı yıllarda, yönetim gurularından Rosabeth Moss Kanter, kendisiyle yapılan bir söyleşide çok önemli bir konuya dikkat çekiyor ve diyordu ki; "Artık insanları motive etmek, ilerletmek için giderek yalınlaşan organizasyon yapılarımıza güvenemeyiz. Yeni yöntemler ve araçlar geliştirmeliyiz. Önümüzdeki en zorlu mücadele alanı bu."

Kanter'in 10 yıl önce öngördüğü bu sorun, yıllardır şirketlerin gündemini meşgul eden bir konu olmaya devam ediyor. Yönetim bilimciler bu konuda çeşitli uygulama önerileri, araç-yöntem oluşturmaya, her şirket de kendisine uygun çözümler üretmeye çalışıyor. Yetenek havuzları, içerden yükseltme, kariyer planlama, yedekleme sistemleri, esnek ücret sistemleri, hisse veya kar paylaşım planları gibi bir çok uygulama çalışanın motive edilmesi, performansının artırılması ve elde tutulması hedeflerine de şu ya da bu ölçüde hizmet etse de genel-geçer, kesin bir çözüm yok. Dolayısıyla her şirketin kendi özgün koşullarında uygulanabilir yöntemler üretebilmesi önemli.

Ülkemiz koşullarında konuya baktığımızda "değerli" çalışanlarımızı elde tutmamızın iyice güç olduğunu görüyoruz. Bir yandan rekabet, bir yandan vergi yasaları iş verenleri zorluyor.

İşletmeler olarak işgücü maliyetlerini belli düzeyde tutmak zorundayız. Çözüm ne? Tabii ki işgücü verimliliğini artırmak. Yapılan araştırmalar çalışanların işyerindeki zamanlarının ancak % 55'inde verimli olabildiklerini ortaya koyuyor. Yani % 45'lik bir verim kaybı var. Bu kaybın % 15'i çalışanın kişisel gereksinimler vs. nedeniyle oluşuyor. Verim kaybının % 30'u ise iletişim, bilgi paylaşımı işlerin organizasyonu, planlaması ve koordinasyonundaki sorunlardan kaynaklanıyor. Bunun anlamı şu; işyerinde iletişimi, işlerin düzenleme, planlama ve koordinasyonunu etkenleştirerek mevcut verimliliğimizi artırma olanağımız var. Diyelim ki bu araştırma sonuçları bizim için geçerli değil, çalışanlarımızın tüm potansiyelleriyle alışmalarını sağlayabilecek iş organizasyonuna sahibiz, planlama vb. sorunlarımız yok. Bu konuda başka bir yaklaşım şunu diyor: Hiçbir sistem mükemmel olarak tasarlanamaz. Her sistemin içinde kullanılmayan bir enerji (entropi) vardır. Organizasyonlar da bu kullanılmayan enerjiyi harekete geçirerek performanslarını, verimliliklerini artırabilirler. Verimliliği artırarak pastayı büyütebilmek ilk adım. İkinci adım, kuruluş içinde adil, piyasa ile dengeli bir ücret sistemine sahip olmak. Bu öyle bir ücret sistemi olmalı ki çalışanlarımızın unvanlarını değiştirmek zorunda kalmadan ücret ve diğer yan kazançlarında artışlar sağlayabilelim. Bunları elde edebilmelerinin tek yolu, bir üst pozisyona geçmek ya da yönetici olmak olmasın. Yoksa elimizdeki "değerli" insanları sadece kaçırmayalım diye yönetici yapmaya, bunun bedelini ödemeye ve onlara da ödetmeye devam edeceğiz.



 
   Diğer Paylaşımlar
 4 SORU  

 

Biymed Eğitim
Kurumsal Eğitimler
Tavsiye Edilen Eğitimler
Kurumsal Eğitimler
Satın Alma Eğitimi

Satınalma çalışanları, uzman, yönetici ve satınalma müdürlerinin katıldığı satınalma yönetimi ve teknikleri eğitimidir. Satınalma konusunda temel bilgileri 2 gün boyunca anlatılmaktadır.

Kurumsal Eğitimler
ileri Derece Satın Alma Yönetimi Eğitimi

Satınalma uzman, şef, yönetici ve müdürleri için ileri seviye satınalma eğitimidir. Satınalma yönetimi üzerine detaylı bilgiler verilmektedir. Tedarikçi ilişkileri, performans yönetimi, Satınalma bütçesi, müzakere teknikleri ve sözleşme yönetimi gibi konuları içerir.

Kurumsal Eğitimler
Yöneticilik Eğitimi

Yönetici, yönetici adayı, patron, yönetim kurulu üyelerinin katılacağı yöneticilik ve liderlik eğitimidir. Bir yöneticinin bilmesi gereken tüm konular (Liderlik, delegasyon, iletişim, zaman, stres, toplantı, çatışma yönetimi) 2 günde çeşitli uygulamalarla anlatılmaktadır.

Kurumsal Eğitimler
Finansçı Olmayanlar için Finans Yönetimi Eğitimi

Yöneticiler, yönetici adayları, patronlar, şirket ortakları, yönetim kurulu üyeleri ve finans konusunda bilgi sahibi olmak isteyen tüm çalışanların katılacağı eğitimde güncel finansal terimler hakkında bilgi verildiği gibi mali tablolar ve bilançoların okunması ve yorumlanması konuları uygulamalı olarak işlenmektedir.

Kurumsal Eğitimler
Depo Eğitimi - Depo ve Stok Yönetimi

Depo çalışanları, Şef, Uzman ve Depo Müdürleri, lojistik ve tedarik Zinciri Çalışan ve yöneticilerinin katılacağı depo yönetimi eğitimidir. Depo ve depolama nedir? Depoya neden gerek vardır. Stoklu ve stoksuz çalışmanın faydaları gibi konular eğitmenin 20 yıllık tecrübesi ile aktarılmaktadır.

Kurumsal Eğitimler
Etkili Pazarlık ve Müzakere Teknikleri Eğitimi

Satınalma çalışanları, Şef, Uzman ve Satınalma Müdürleri, Satış çalışanları ve yöneticileri, pazarlık ve müzakere görüşmelerine katılan üst kademe yöneticileri için uygulamalı olarak yapılan bir eğitimdir. Verilen senaryoya bağlı olarak satış ve satınalmacıların bire bire müzakeresi canlandırılmaktadır.

Kurumsal Eğitimler
Raporlama ve Rapor Yazım Teknikleri Eğitimi

Rapor yazan ve sunan tüm çalışanların katılacağı raporlama eğitiminde etkin bir raporun nasıl hazırlanması gerektiği detaylı bir şekilde aktarılacaktır. Raporun Excelden kopyala yapıştırdan ibaret olmadığını eğitim boyunca yazacağınız raporlarla daha da iyi anlayacaksınız.

Kurumsal Eğitimler
Müşteri İlişkileri Yönetimi Eğitimi

Müşteri ile teması olan tüm çalışanlar başta olmak üzere, Satış ekibi yönetim kadrosu, satış destek ekibi, takım liderleri, bireysel satış uzmanları ile satış kadrolarında yer alması düşünülen insan kaynakları eğitime katılabilir. Müşteri ile yüz yüze veya telefonda temas halinde olan tüm çalışanlara yönelik bir eğitimdir.