Paylaşımlar

Makaleler, Kurumsal Eğitimler, Seminerler, Sertifika programları

ANNE OLDUM, BANA NELER OLUYOR?

Yazdırılabilir versiyon   Geri
2230 görüntülenme
ANNE OLDUM, BANA NELER OLUYOR?

Doğum bir kadının hayatında yaşadığı en büyük değişikliklerden biri. Sadece yeni bir bebek dünyaya gelmiyor, annenin de dünyası büyük ölçüde değişiyor. Bir yanda; kendinden bir parçaya, onun yardımına bakımına muhtaç küçücük bir canlıya hayat vermenin keyfi, bir yanda hayatında olabileceğini düşündüğü değişikliklerin verdiği hüzün...
 Doğumdan sonraki ilk iki üç gün anne için gerek duygusal gerek de fiziksel olarak oldukça yoğun geçmektedir. Hastaneden eve dönen anneyi; sevincin, mutluluğun yanında ve belki de onlardan da yoğun olarak korku, kaygı, endişe, çaresizlik, ne yapacağını bilememe gibi duygular karşılamaktadır kapıda. Özellikle hamilelik istenmeden gelişmişse, evlilikte bazı sorunlar varsa, bebekte anne karnındayken veya doğum sırasında – sonrasında bir sorun yaşanmışsa, anneye destek olacak kişiler yoksa veya yetersizse işler daha da zorlaşmaktadır. Bebek her ağladığında bir telaş almaktadır anneyi: “Ne istiyor anlayamıyorum?”, “Onu nasıl susturabilirim?” , “İyi bir anne olmayı başarabilecek miyim?” Gibi duygularla kendini yetersiz, çaresiz hisseden anne bir yandan da “Bundan sonra ki hayatım nasıl olacak?” , “Kendime hiç vakit ayıramayacak mıyım?” , “Süt veren bir inek gibi hissediyorum kendimi.” , “Bütün gün nasıl geçiyor anlamıyorum?” , “Benim başka işim yok mu?” Türünden sorular sormaktadır kendine. Yeni annenin kafası çok karışıktır, sık sık gözleri dolmaktadır, çok halsiz ve bitkindir, dikkatini bir türlü toplayamaz, derin derin iç çeker, vücudunda ki her noktanın ağrıdığını hissetmektedir. Zaman zaman bebek için çok endişelenirken bazen de herşeyi bırakıp kaçmayı arzulamaktadır, yanında yatan ve hayatını karman çorman eden bu küçük şey de kimdir?

Doğum sonrası hüzün olarak adlandırılan bu durum normal olarak kabul edilmektedir. Zaman zaman hormonlar, biraz genetik, biraz da pisikososyal nedenlerden söz edilmektedir oluşumuyla ilgili olarak. Bir hafta – on gün içinde annemiz bebeğine ve yeni ortamına uyum sağlamaya başlayacak, nasıl davranması gerektiğini yavaş yavaş öğrenecektir. Bu hüzün dönemi; gebeliğin son döneminde ve doğum sırasında çok endişeli olanlarda, adet öncesi dönemlerde kendini çok gergin hissedenlerde, doğum olayından korkanlarda biraz daha ağı yaşanmaktadır. Doğuma yakın dönemlerde anneleri bu konu hakkında bilgilendirmek çok yararlı olacaktır. Bir diğer önemli noktada; bu hüznün uzaması veya bu dönem sırasında yaşananların çok şiddetli olması halinde bir uzmana danışılması gerekmektedir.

Doğum sonrası depresyon hüznün uzadığı yada şiddetli seyrettiği durumlarda akla gelmeli ve hüznün aksine hemen tedavi edilmelidir. En sık görüldüğü dönem, doğumdan sonraki ik, dört hafta içindedir.

Kadın; kadınlık ve annelik rolünü benimsemekte güçlük çeken bir yapıdaysa doğum sonrası depresyona daha sık rastlanır. Ortada bir bebek vardır ve onun bakımından en azından ilk dönemlerde birincil olarak sorumlu olacak kişi annesidir, bu rolü benimseyememiş kadınlar için bu dönem oldukça zor geçmektedir. Kadın anne olduğunda; öncelikle annesiyle yaşadıklarını tekrar gözden geçirecek ve kendine annelik rolü benimsemeye çalışacaktır. Anneyle ilişkileri sorunlu olan kadınlar anne olduklarında, geçmiş gerginliklerini tekrar tearar yaşıyacak ve bu nedenle de depresyona daha yatkın olacaklardır. Evliliklerinde sorun yaşayan ve bu sorunlarla baş etmekte güçlük çeken kadın; anne olduğunda sorunlar daha da katlanmış olarak karşısına çıkacak ve baş etmek neredeyse olanaksız hale gelebilecektir. Baş edemedikçe artan sorunlar anneyi depresyona doğru itebilecektir. Annelik konusunda deneyimi olmayan kadınlar için ilk dönemlerde yakınlarından alacakları desteğin önemi çok büyüktür. Kendini çaresiz, beceriksiz hisseden yeni anne, yakınlarından da arzuladığı fiziksel ve/veya ruhsal desteği alamadığında bu duyguları daha da derinleşerek depresyona daha yatkın olabileceklerdir. Hamileliği zor geçiren veya düşük tehdidi yaşayan veya zorlukla hamile kalmış anneler sahip oldukları bebeklerini her an kaybedebileceklerini düşünerek gergin, kaygılı, telaşlı olabilirler. Doğuma yakın bir dönemde, doğum sırasında yada hemen sonrasında yaşamında olumsuz değişiklikler (iş kaybı, para kaybı, yakınlarının hastalığı v.b.) yaşayan annelerin uyum sağlama becerilerinde azalmalar olabilmekte, depresyon bu kişilerde daha sık görülebilmektedir. Doğum sonrası depresyona girme olasılığı, geçmişte depresyon gibi bir psikiyatrik hastalık yaşayanlarda veya ailesinde böyle bir hastalık olanlarda daha fazladır.
 
Doğum sonrası depresyon yaşayan kişilere neler olmaktadır sorusuna göz atacak olursak;
Anne yoğun bir sıkıntı, endişe içindedir, sürekli gözü yaşlıdır. Canı hiçbir şey yapmak istemez, hatta bebeğine bakma bile çok zor gelmektedir, bu nedenle de kendini suçlu hissetmektedir. Çok iştahsızdır, emzirdiği halde kilo vermektedir. İyi bir anne olamayacağını düşünerek umutsuzluğa kapılır. Kendini oldukça beceriksiz ve yetersiz hissetmektedir. Dikkatini bir türlü toplayamaz. Sürekli yorgundur ve halsizdir. Zaten uyku düzeni de bozulmuştur. Zaman zaman bebeğini istemediğini, ondan bıktığını düşünen anne, bu düşüncelerinden dolayı kendinden utanmakta, kendini ayıplamaktadır. Yaşamdan bıktığını ölmek istediğini düşündüğü anlar bile olabilmektedir.

Bu zorlu dönem; tedavi ile üç ay içinde düzelebilir. Tedavide amaç; anneliği tanımlamak bu işin zorluklarını ortaya koymak, annenin özellikle bebek ile olmak üzere yaşamındaki diğer insanlara karşı duygularını açıkça ifade etmesine yardımcı olmak, bebekle ve kendi yaşamıyla ilgili sorunları çözme becerisine katkıda bulunmak ve baş etme becerilerini geliştirmeye çalışmaktır. İntihar, yoğun  suçluluk duyguları, aşırı kilo kaybı annenin bebeğe ve/veya kendine bakamaması hallerinde, doktor kontrolünde ilaç tedavisi gerekli olabilmektedir.
 Doğum sonrası depresyon; tedavi edilmediğinde anne bebek ve yakın çevresi bu durumdan büyük zarar görebilir. Anne, giderek kendini daha yetersiz, beceriksiz hisseder, tüm ilgisini – neşesini kaybeder, yaşam becerileri azalır. Anne bu durumdayken bebeği ile iletişim kuramaz, tüm dikkati kendine yoğunlaştığından bebeğini neredeyse fark edemez ve bu durumdan ciddi biçimde acı duyabilir. Depresyondaki annenin bebeğinin çevreyle iletişim kurma becerileri gelişemez, annesiyle göz göze temas edemeyen, sevildiğini algılayamayan bebeğin tepkileri gecikmiş olarak ortaya çıkar, sadece çok ağlamaktadır. İlerleyen zamanlarda çatışmalarını çözmek, duygularına çeki düzen verme anlamında da çok başarılı olmaz. Bebek, kendini yalnız bırakılmış, istenilmemiş, terk edilmiş, itilmiş kısacası sevilmiyor gibi hisseder. Annenin depresyonu düzeldikçe bebeğin davranışları da normale dönebilir. Anne çocuk arasında sevgi ilişkisi, tekrar kurulabilir.
Nadir olmakla birlikte, bazı annelerde doğum sonrasında çok daha ağır hastalıklar gözlenebilmektedir. Anne kimsenin duymadığı sesler duyabilir, çevresindekileri olduklarından farklı algılayabilir, bebeğini ret edebilir hatta bebeğini düşman görerek öldürmeyi düşünebilir yada gerçekleştirilebilir. Annenin davranışları doğumdan sonraki ay içinde çok garipleşmişse, bebeğe karşı tutumları belirgin olarak itici ise, zarar görmekten veya zarar vermekten ciddi endişeler duyuyorsa bu durum da hemen bir psikiyatri uzmanına danışılarak gerekli tedavi başlanmalıdır.

Dr. Özlem Mestçioğlu





 
   Diğer Paylaşımlar
 4 SORU  

 

Biymed Eğitim
Kurumsal Eğitimler
Tavsiye Edilen Eğitimler
Kurumsal Eğitimler
Satın Alma Eğitimi

Satınalma çalışanları, uzman, yönetici ve satınalma müdürlerinin katıldığı satınalma yönetimi ve teknikleri eğitimidir. Satınalma konusunda temel bilgileri 2 gün boyunca anlatılmaktadır.

Kurumsal Eğitimler
ileri Derece Satın Alma Yönetimi Eğitimi

Satınalma uzman, şef, yönetici ve müdürleri için ileri seviye satınalma eğitimidir. Satınalma yönetimi üzerine detaylı bilgiler verilmektedir. Tedarikçi ilişkileri, performans yönetimi, Satınalma bütçesi, müzakere teknikleri ve sözleşme yönetimi gibi konuları içerir.

Kurumsal Eğitimler
Yöneticilik Eğitimi

Yönetici, yönetici adayı, patron, yönetim kurulu üyelerinin katılacağı yöneticilik ve liderlik eğitimidir. Bir yöneticinin bilmesi gereken tüm konular (Liderlik, delegasyon, iletişim, zaman, stres, toplantı, çatışma yönetimi) 2 günde çeşitli uygulamalarla anlatılmaktadır.

Kurumsal Eğitimler
Finansçı Olmayanlar için Finans Yönetimi Eğitimi

Yöneticiler, yönetici adayları, patronlar, şirket ortakları, yönetim kurulu üyeleri ve finans konusunda bilgi sahibi olmak isteyen tüm çalışanların katılacağı eğitimde güncel finansal terimler hakkında bilgi verildiği gibi mali tablolar ve bilançoların okunması ve yorumlanması konuları uygulamalı olarak işlenmektedir.

Kurumsal Eğitimler
Depo Eğitimi - Depo ve Stok Yönetimi

Depo çalışanları, Şef, Uzman ve Depo Müdürleri, lojistik ve tedarik Zinciri Çalışan ve yöneticilerinin katılacağı depo yönetimi eğitimidir. Depo ve depolama nedir? Depoya neden gerek vardır. Stoklu ve stoksuz çalışmanın faydaları gibi konular eğitmenin 20 yıllık tecrübesi ile aktarılmaktadır.

Kurumsal Eğitimler
Etkili Pazarlık ve Müzakere Teknikleri Eğitimi

Satınalma çalışanları, Şef, Uzman ve Satınalma Müdürleri, Satış çalışanları ve yöneticileri, pazarlık ve müzakere görüşmelerine katılan üst kademe yöneticileri için uygulamalı olarak yapılan bir eğitimdir. Verilen senaryoya bağlı olarak satış ve satınalmacıların bire bire müzakeresi canlandırılmaktadır.

Kurumsal Eğitimler
Raporlama ve Rapor Yazım Teknikleri Eğitimi

Rapor yazan ve sunan tüm çalışanların katılacağı raporlama eğitiminde etkin bir raporun nasıl hazırlanması gerektiği detaylı bir şekilde aktarılacaktır. Raporun Excelden kopyala yapıştırdan ibaret olmadığını eğitim boyunca yazacağınız raporlarla daha da iyi anlayacaksınız.

Kurumsal Eğitimler
Müşteri İlişkileri Yönetimi Eğitimi

Müşteri ile teması olan tüm çalışanlar başta olmak üzere, Satış ekibi yönetim kadrosu, satış destek ekibi, takım liderleri, bireysel satış uzmanları ile satış kadrolarında yer alması düşünülen insan kaynakları eğitime katılabilir. Müşteri ile yüz yüze veya telefonda temas halinde olan tüm çalışanlara yönelik bir eğitimdir.