KENDİ SÖKÜĞÜNÜ DİKEN TERZİ


Biymed Eğitim

KENDİ SÖKÜĞÜNÜ DİKEN TERZİ

Yazdırılabilir versiyon   Geri
13031 görüntülenme
KENDİ SÖKÜĞÜNÜ DİKEN TERZİ

Zamanın birinde, tüm diyarlarda çok meşhur olan bir terzi varmış. Bu terzinin ünü, söküğü dikmek için elbisenin sahibinin üstünden çıkarılmasına ihtiyaç duymamasından gelirmiş. Kimin mintanı, şalvarı, kaftanı sökülse, kıyafeti çıkarmadan üzerinde dikiverirmiş. Hem de öyle dikermiş ki bir daha asla sökülmezmiş. Bir gün, terzi yine çalışıyormuş. Ve birden kendi kaftanının söküldüğünü hissetmiş. Söküğü aramış taramış. Ama sökük öyle bir yerdeymiş ki terzi ellerini öyle etmiş, böyle etmiş fakat söküğü kaftan üzerindeyken dikemeyeceğini anlamış. Ününü kaybedecek diye çok korkmuş. Başına böyle bir şey geleceğini hiç düşünmezmiş. ”Ben herkesin söküğünü, kendi üzerinde dikerim. Kendi söküğümü nasıl dikemem?” diye çok üzülüp hayıflanmış. Ama bu olay terziye bir şey öğretmiş. Bir işi iyi yapabilmek için o işe karşıdan bakmak lazım gelirmiş. Yani kendi söküğüne de karşıdan bakması gerektiğini öğrenmiş ve kaftanını üstünden çıkarıp güzelce dikmiş.

Bu hikayeyi ben uydurdum. İtiraf ediyorum. Ama uzun süredir düşündüğüm ”Terzi kendi söküğünü dikemezmiş” cümlesinin gerçek anlamı için güzel bir hikaye oldu sanırım :) Şimdi tam olarak ne anlatmaya çalıştığımı açıklamak istiyorum. Bu çok uzun bir yazı olamayacak ama bir çok insana çok yardımcı olacağını düşünüyorum.

Çoğu insan, ben de dahil, başkalarının sorunlarına, acılarına, çıkmazlarına objektif yani tarafsız gözle dışarıdan bakabilir. Ve bu sayede çözümleri kolayca görebilir. Fakat iş kendi sorunlarına geldiğinde durum aynı değildir. Çünkü kendi problemlerine dışarıdan değil içeriden bakmaktadır. Yani şöyle düşünün, terzi başkasının söküğünü dikerken, söküğü rahatça görüyor. Açısını ayarlıyor. İğnesini-ipliğini ona göre kullanıyor. Ama kendi üzerindeki söküğe yanlış açıdan bakıyor. Ellerini düzgün kullanamıyor. Dolayısıyla da söküğü dikemiyor. Aynı durumu, bir problemimiz için düşünelim. Başkaları yaşadığında onlara akıl verip durduğumuz olay, biz yaşadığımızda içinden çıkılmaz bir hale geliyor. Çünkü aynı terzi gibi olaya kendi üzerimizden bakıyoruz. Olaydan sıyrılıp farklı bir gözle durumu değerlendiremiyoruz. Bu yüzden de sorun büyüdükçe büyüyor. Tıpkı dikilmeyen bir söküğün kocaman olabildiği gibi.

Peki ne yapmalaıyız? Bence öncelikle sakin olup duruma bir oyun oynayarak bakmalıyız. Şimdiye dek okuduğum, öğrendiğim pek çok yöntem aynı şeyi tavsiye ediyor. Önce problem denen şeyin aslında var olmadığını, onu bizim düşünerek yarattığımızı kabul etmeliyiz. Seçimler her zaman bize ait. Üzülmek veya üzülmemek. Çıkmaza sürüklenmek veya çıkış yolunu aramak. Bunlar hep bizim seçimlerimize bağlı. Bunu kabul ettikten sonra şu oyunu oynayın. Gerçekten rahatsız edilmeyeceğiniz bir ortama gidin, rahatlayın, uzanın ya da oturun. Sonra derin birkaç nefes alın ve gözlerinizi kapatın. Hayalinizde kendinizi canlandırın, sanki ruhunuz içinizden çıkmış ve karşıdan size bakıyor gibi. Sonra sizi rahatsız eden durum hangisiyse kendinizi o durumun içinde imgeleyin. Tam da olayların ortasında. Problem yaşadığınız ortam veya kişi hangisiyse tam onunlasınız. Kendinize dikkatlice bakın. Ne durumdasınız ve neden o durumdasınız? Karşınızdaki kişi veya ortam sizi nasıl etkiliyor? Neden sizi etkilemesine izin veriyorsunuz? Kendinizi o sıkıntıyı çekerken düşündüğünüzde eminim ki çok rahatsız olacaksınız. Ama güzel tarafı, derhal o durumdan sıyrılmak isteyeceksiniz. Kendinizi böyle güçsüz ve çaresiz görmek hoşunuza gitmeyecek. Özbenliğiniz harekete geçerek sizi doğru bakış açısına yönlendirecek. Ve siz, gerçek gücün her zamanki gibi içinizde olduğunu hatırlayacaksınız. Acıyı seçmek zorunda değilsiniz. Kimseye boyun eğmek zorunda değilsiniz. Kimsenin size acı çektirmesine izin vermek zorunda değilsiniz. Evet! Acıyı bizlere başkası çektirmez aslında. Biz buna izin verir ve durumu acıya çeviririz. Dediğim gibi seçim bize ait, her zaman…

O halde hepimiz birer terzi olarak artık söküklerimiz olduğunda ne yapıyoruz? Üstümüzde dikmeye çalışmadan, güzelce kaftanımızı çıkarıp önümüze alıyoruz. Sağından, solundan, doğru açılardan bakıp iğne-ipliğimizi ona göre takıyor ve söküğümüzü güzelce dikiyoruz :) Ayrıca kimsenin bizi yüceltmesi veya yermesi önemli değildir. Söküğü üstümüzde dikemedik diye beceriksiz olacak değiliz. Tam tersine, doğru yolu arayıp bulduğumuz için başarılıyız :) Umarım kimsenin büyük sökükleri olmaz. Ama olsa da dikmeyi başarmanız dileğiyle yazımı bitiriyorum :)




Yazan : Aslı Ece Özdoğan


 
   Diğer Paylaşımlar
 4 SORU  

 


DİĞER EĞİTİMLER

Tavsiye eğitim başlıkları

Depo ve Stok Yönetimi

Depo ve Stok Yönetimi hakkında genel bilgiler

Yöneticilik ve Liderlik Becerileri

Yöneticilik, yönetim becerileri ve liderlik eğitimleri hakkında daha detaylı bilgi sahibi olmak için tıklayın

Satınalma Yönetimi ve Teknikleri

Satınalma, Yönetimi, ileri derece satınalma yönetimi ve stratejik satınalma yönetimi eğitimleri hakkında detaylı bilgi sahibi olmak için tıklayın

Finansçı Olmayanlar için Finans

Finans konusunda bilgi sahibi olmayanlar için temel finans becerileri eğitimi için tıklayın

Yöneticiler için Müzakere Teknikleri

Satınalma, Satış yöneticileri için müzakere teknikleri eğitimi hakkında bilgi almak için tıklayın

Mülakat Teknikleri Eğitimi

Mülakat teknikleri eğitimi hakkında detaylı bilgi için tıklayın

Eğitimlerden görüntüler

FOTOĞRAFLAR